Koşmaya (S)Övgüler

Bir gece vakti, her yer susmuş, kuşların cıvıltılarına daha vakit var. Birbirleriyle doya doya ruh ve bedenleriyle sevişenler, yeni dünyaya uyum sağlamaya çalışan bebekler ve ebeveynleri, dilenciler, gece nöbetçileri, sokakta ki tek tük araba sürenler ve ben uyanığız. 

Yazmaktan çekindim, kaçtım aslında. Gün içinde de yazabilirdim. Yazmadım. Heyecanlarım, korkularım, günlük telaşlar, zamanı öldürmelerim, alacaklı bir ben, aaa borçlarımda var benim, geçmişim, geleceğim. Şimdi’ye borcunuzdan haberiniz var mı? Durdur kardeşinin gözyaşlarını, yetiş herkese, koş hadi, koşabildiğin kadar. Ciğerlerinde ki nefesi daha kontrol etmeyi öğrenemediğin, koşu yarışında ki o çocuk halindeki gibisin. Güneş çok parlak, yoruluyorsun ama durmaman gerektiğini biliyorsun. Geçenleri biliyorsun, geride kalanları gözün göresi yok. Yenileceğini fark ediyorsun ama vazgeçmek istemiyorsun, tek isteğin bir an önce finalde birinci olmak. Olsan ne olacak? 

Hayatta da koşuyorsun, koşman gerekiyor, durduğun zamanda neler olduğunu deneyimlemek yettiği için, orada yaşadıklarını Allah ve senin dışında bilen insan sayısı bir avuç kişiyi geçmediği için, koşuyorsun. Ayağa kalktın, sığınak bulmaya çalıştın, ah bir tanem sığınak seçimlerin bile o kadar yanlışmış ki sonra kaçtın, koştun, saklandın, iyileşmeyi bekledin, iyileşemedin, ilaç aradın, bulamadın, doktor aradın, en sonunda kendi yaralarını sadece senin iyileştirebileceğini gördün, acıdı, dikemedin, saramadın, diktin, sardın, iyileşmeyi, yaşamayı kafaya koyduğunu fark ettin. 

Öfken, hüznün, kederin yaşına sığmadı, dinlendin, demlendin, bazı günler sadece nefes aldın, su, yemek ve sığınağın vardı. Şşşş, geçti, hepsi geçmişte… Kaldı, kalmalı, kalmış, şimdi buradasın, zihninden geçenleri yazıyorsun, yazmak zorundasın. Dudakların bilmez bir dudağın sıcaklığını, gel sigara getirelim, geçici çözümlere az da olsa devam edelim.

Yazdıklarımı bir daha okumak bir sigaranın bitmesini bile gerektirmedi, kısacık süre, yaşanılanların ağırlığını kaldırmayacak o kısa süre sanki alay ediyordu, hadsizliği size bile reva görmem ben kendinize gelin!

Nerede kalmıştık, koşuyordum ben aslında, arada yürüyor, arada dans ediyor, keşkesiz yaşayabilmek adına koşuyordum, koşarken ben neyi unutmuştum, neleri taşıyordum? Nereye gidiyorum ben? Durduğum zaman bile kendim dışında her yerde durmuşum, gülüyorum ama bu gülüş histerik, bu gülüş küstah, bu gülüş beni bana ulaştırmıyor. Parmaklarım yine buz gibi oldu, nefes alıp verişlerim kaslarımı rahatlatın, zihnime berraklık verin, lütfen.

Koşuyorum, sahi nereye gidiyorum? Bilmiyorum, o sisten mi kaçıyorum, kelimelerim beni bırakmayın, dilimin bağı boğazımda ki düğümlerden, geçitlerden size sıra gelmedi mi? Yapmayın, biraz huzuru tadamaz mıyız? Birbirimize biraz sarılsak, ne olur bağırmayın, kırmayın daha fazla, kırılmadık mı? Yapmayın ne kadar zamanımız var bilmiyorum ve korkuyorum, lütfen yapmayın, demek isterdim, diyemedim. Diyemediklerim, dediklerimden fazla olunca sabahlar zor oluyor. Annem, babamın yanında sarılarak uyuyorlar, kız kardeşim kedisiyle uyuyor, kuzenim kim bilir ne yapıyor. Mutfak bende, sigara içebiliyorum, en kısık olan ışığı açtım, yalnız olmaya dayanamama rağmen bu anları kovalıyorum aslında. Saçlarımı açtım, derince nefes alıp veriyorum, parmaklarımın uçları buz gibi olmasına rağmen klavyeden ayrılmıyor, yazmayı bırakmak istemiyorum, daha fazla içimde tutamayacağım, yapamayacağım, zor geliyor kendim dışında her yere koşmak, kendimin ne istediğini bilemeden oradan oraya savrulmak.

Sigara, sigara içmem lazım. 8 yılımı verdiğim piyano derslerine dönüyorum, yeniden kendimi notalarla ifade edebilmek için ilk adımımı attım. Bir Büşra Kayıkçı olma derdim yok, ben Tuğçe Terhan’ım belki sahip olduğum dinleyici kitlesi sevdiğim adam, çocuklarım olacak, belki birkaç dosta çalabileceğim gönlümden geçenleri, en azından ruhumun dile gelmesi için yeniden piyanoyu kullanabileceğim. Tabii şan dersinide unutmamak gerek, kendi zirvemde bıraktığım piyano kariyerime kendi çapımda sesimide çıkartabilme cesaretini vereceğim.

Koşuyorum, çok koştum, gezmeyi çok istemiştim ama böylesini değildi. Bahsettiğim süreçlerden geçmiştim, geçmiş olduğumu düşünmüştüm, bir mücadelede var olabilmek için koşmanın bitmeyeceğini yeniden görüyorum. Görmek istiyorum, gerçekten. Gülüyorum, yazımın bile nereye varacağını bilmiyorum, düşen omuzlarım, dik durmaya çalışan omurgam, klavyeden ayrılmak istemeyen parmaklarım, bir sigara için daha yalvaran dudaklarım, nereye koşuyoruz? Biraz dinlenelim, korkmayın, ürkmeyin durmayacağız, batmayacağız bataklığımızda. Söz. Söz veriyorum devam edeceğiz, her şeye rağmen, kendime rağmen.

Canım kendim, mevcudiyetim, anılarım, umutlarım, korkularım, tereddütlerim, şahlanmalarım, dinleniyoruz, sigara içeceğiz. Sigarayı yakan ateşi mi arıyordum, bir kıvılcım her şeye bedel miydi ruhumu yaşatabilmek için? Güzel olan olmayan sesler yapmayın, lütfen, bana demeyin ki istemedin, çabalamadın, ne aşkını umursuyorsanız diyelim ki Allah aşkı -sonuçta herkesin aşkı başkadır, kimisinin ki makamdır, kimisinin ki para, kimisinin toprak putlaştırdıklarımız bol diyelim- için durun, benim geçtiğim yolları, anıları bilmeden, beni yargılamayın, isteseydin, çabalasaydın, yapsaydın, etseydin, uğraşsaydın, ne olur yapmayın. Herkesin hayatı kendine biricik değil mi? Beni kendi cümlelerinize hapsetmeye, beni anlamaya çalışıyormuş gibi hükümlerinize mahkum etmeyin. Söylemedim mi size yararınız dokunuyorsa yanımda olabilirsiniz, olmayacaksa, istemiyorsanız bari zararınız dokunmasın diye? 

Ah fiziki yansımam, koştun, koşuyorsun kendin dışında her yere, bir grama kabuldün hatırlatırım, o da yeter, yeter ki hayatımda olun demedin mi? Yapma, bana bak, bak bana bir tanem. Şşşş… Sarılmayı istedin, hepsi geçecek, yanındayım’ı istedin, varlık istedin var olabilmek adına, canım benim, kendim… Çok yanlış yapmışsın. Sarışın bir filozof ne dedi sana daha geçen “Yapamayacak kişiden, yapabileceğini umduğun şeyi beklemek hem sana hem o kişiye haksızlık… Ben aslında affetmişim, bilmeden bunu yapmışım…Evet mutluluk bir seçimdir Tuğçe…”

İç çekişlerim… Ne koşarken, ne dinlenirken dur durak vermiyorsun. Düşün, hayal et, kendini kandırma tabii ama çok yol kastettin. Haksızlığa karşı kükreyen, yeri gelince teskin eden sen, sıra sana geldi. Ne yapalım herkes kendine yakışanı yapıyor değil mi? Sen de kendine yakışanı kendin için yap artık! Bir başkası için değil, başkasının isteğine mahkum değil, kendi kurallarına göre, kendi tanımlamalarına göre. Bir beden arama, gelmeyeni bekleme, dans etmeyenle dans etme, müziği sadece sen duyuyorsan ritimden alıkoyma kendini artık, yalvardığında gözünün ucuyla bakmaya bile tenezzül etmeyene ne diyebilirsin ki? 

Bak kimse yok, düşüncelerin ve sen varsınız, bu da yeter, yetmeli!

Zamana bırakmak, kendimi ve bütün dünyayı mümkünse. Var olabilirsin, yapabilirsin, bu telkinden ziyade, avuntudan ziyade, kalbinin sadece senin için olan virdi olsun. Bütün dünyayı sırtlayamazsın, sadece sensin senin değiştirebileceğin, dönüştürebileceğin. Demiyorum ki yapayalnız kalmaya mecbur kal, hayır bunun sana iyi gelmediğini biliyorum. Buna ikna etmeye çalışmıyorum seni.

Kuş cıvıltıları başladı. Pencereyi araladım, sağlam soğuk geliyor ama o sesler gün içinde duyulmuyor, o kadar gürültülü ki, duyamıyorum. O yüzden o soğuğa rağmen o pencere aralık. Sevgili 30 yaşım, bir 30 daha böyle gidebilir. Bunu biliyorsun, değişmezsen, dönüşmezsen sevdiğin adama, çocuklarına her şeyi geçtim kendine karşı büyük haksızlık olacak. Seni sen yapacak kişide sensin, hiçkimse değil. Sen yardım alabilirsin, edebilirsin, sevgi alabilir, verebilir, hissedebilir, hissettirebilirsin ama lütfen kendin ol artık, kendin gibi hisset, hissettir, var ol, var et. Kısa öz komutlar, sarmalanmanı beklediğin kollar gibi olsa gerek nasılda sıcaklık verebildi pencereden gelen soğuğa rağmen.

Bir miksere şimdi bazı kelimeler katalım; tutku, inanç, kıvılcım, nefes, ses, sıcaklık, varlık, koşmak, dinlenmek, gülmek, kahkaha, umut, mutluluk gözyaşı, tebessüm, mutluluktan gözlerin kısılması, tatlı bilinmezlikler, heyecan, dua, sessizlik, dinginlik, ruh, bekleyiş, pembe, kırmızı, rüya, hayal, amaç, gölge, saat, görebilmek, kabul etmek, yaşanmışlık, hayat hikayesi, anılar, hayaller, alabilmek, verebilme cesareti, vermek, parıltı, huzur, rahatlık, yakınlık, ayna, yoldaşlık, arkadaşlık, kavuşmak, bulmak, bulunmak, keşfetmek, fark etmek, fark edilmek, karşılıklı şahit olmak, deneyimlemek, en sonunda bir tutumda yaşamak ekleyelim. Karıştırıyoruz ve kesinlikle çok tatlı bir pembe, sıcak tonlu bir renkte bir krem şantim oldu. Tabii ki onu çileklerle yeme fikri aklımdan çık gece gece, bu krem şanti ruhum, kalbim, zihnim ve bedenim için.

Rahatladım, kendim için. Uykumda geldi, tebessüm edebildiğim için nasıl da mutluyum. Her şey olacağına varacak, bende dahil olmak üzere. Kaç gündür aklımda bir hayal var; çok güzel bir sahildeyim, güneşin batmasına 1-2 saat var diyelim. Sahilde taşsız, geniş dalgalar çarpıyor, sular durgun, deniz çok güzel gözüküyor ve ben koşuyorum, mutluluktan o kadar sarhoşum ki, kıyafetelerimin ıslanması bile dert değil, gülüyorum, koşuyorum, dans ediyorum, kahkahalarım sıcacık, bu anı yaşamayı çok istiyorum, bu pembe krem şantiyi, kendim olabilmeyi ve huzurla, mutlulukla koşabilmeyi

Tuğçe Terhan tarafından yayımlandı

İzmir'li, beden yaşı 30, ruhu 17-87 yaşında arasında gidip gelen, büyümekte, mimar olabilme adına savaşan, sanatçı olabilmek için kıvranan, yazma, çizme müptelası.

Yorum bırakın